|
AĞAÇBEYLİ
|
İlçenin
güney batısında, Sivaslı Karahallı karayolu üzerinde şirin
bir kasabadır. Doğusunda Çivril'in Gürpınar Kasabası, batısında
Karahallı'nın Çoğuplu Köyü, kuzeyinde Tatar Kasabası, kuzey
batısında Yayalar Kasabası, güneyinde Çivril'in Göceler ve
Karalar Köyleri ile Karahallı'nın Çokaklı Köyü bulunmaktadır.
İlçenin güney sınırını oluşturur. Sivaslı'ya 12 km, Karahallı'ya
13 kilometre uzaklıktadır.
Arazisi engebelidir. En verimli toprakları Deve Deresi mevkisindedir.
Yağışlarla canlanan Kuruçay Deresi kasabanın içinden geçer.
Ağaçbeyli 1972'de kasaba olmuştur. Adını yaşlı bir ağaçtan
almıştır. 1962 yılında Ankara Ziraat Fakültesi'nden gelen
uzmanlar bu ağacı incelemiş ve 500 yaşında Türkiye'nin en
yaşlı ağacı olduğunu tespit etmişlerdir. Bu olaydan sonra
buranın adı "Ağaçbeyli" olmuştur. |
|
|
Ağaçbeyli'de
ilkokul 1946'da açılmıştır. Kasaba 1973'de elektriğe, 1974'te
asfalt yola ve 1979'da şebeke suyuna kavuşmuştur. Sağlık ocağı
ve futbol sahası 1987'de, telefon 1991'de hizmete girmiştir.
Kasabada düğün salonu, hamam ve pazar yeri gibi sosyal tesisler
mevcuttur. Ağaçbeyli halkı spora meraklıdır. 1958 yılında
Sivaslı'nın ilçe merkezi hariç hiçbir yerinde spor kulübü
yokken Kureyş Gençlik Kulübü kurulmuştur. Renkleri siyah-beyazdır.
Bir ara kulüp kapanmış, daha sonra 1972 yılında bordo-mavi
renklerle tekrar kurulmuştur. Çeşitli sebeplerden dolayı yine
kulüp fesholmuş ve en son 1983'te Ağaçbeyli Spor Kulübü olarak
faaliyete başlamıştır. Kasabada futbola ilgi epey yoğundur.
Kasabanın geçim kaynaklarını çiftçilik, hayvancılık, gurbetçilik
ve mevsimlik tarım işçiliği oluşturur. Genel olarak tahıllar,
nohut, mercimek, haşhaş, tütün, şeker pancarı, sebze ve meyveler
yetiştirilir. Büyükbaş ve küçükbaş hayvan besiciliği de yaygındır.
Ağaçbeyli'nin en meşhur ürünü yeşil mercimek olup ayrı bir
lezzeti vardır.
Ağaçbeyli Kasabası'nın çevresinde tarihi kalıntılar çoktur.
Doğusundaki Hendek mevkisinde bir kale kalıntısı mevcuttur.
Bu kalenin zamanında ticaret yolu üzerinde bulunduğu söylenmektedir.
Ayrıca kale çevresinde belli aralıklarla bulunan su mahzenleri
(halk arasında Mazan denilir) ilginçtir. Batısında bulunan
Deynekli mevkisinde tarihi yerleşim yeri kalıntıları ve bununla
birlikte Roma devri mezarlarına rastlanmıştır. Kuzeyinde Ören
ve Eski Mezar mevkilerinde mezarlar tespit edilmiştir. Kuzey
batısında Gavur Kuyusu mevkisinde Yortan tipi toprak lahitler
bulunmuştur. Ayrıca Kuruçay Deresi boyunca yerleşim kalıntılarına
rastlanmıştır.
1962 yılında Ankara Ziraat Fakültesi'nden gelen uzmanlar Ağaçbeyli'deki
bir ağacı incelemiş ve 500 yaşında Türkiye'nin en yaşlı ağacı
olduğunu tespit etmişlerdir. Bu olaydan sonra buranın adı
"Ağaçbeyli" olmuştur. |
|
PINARBAŞI
|
Beldenin
yerleşime uygun olması ve karayolu üzerinde bulunması kısa
zamanda gelişmesine ve nüfusunun artmasına sebep olmuştur.Pınarbaşı,
adını köyün merkezindeki pınardan alır.
Sivaslı'nın güneyinde, ilçeyle birleşik vaziyette Uşak-Denizli
Karayolu üzerindedir. Doğusu Bulkaz Dağı ve Kocadağ, kuzeybatısı
Selçikler Kasabası, güneyi Çivril'in Gürpınar (Bulkaz) Kasabası,
batısı ve güneybatısı Tatar Kasabası, kuzeyi ise Sivaslı toprakları
ile çevrilidir. Kocadağ'ın eteğinde bir orman beldesidir.
Pınarbaşı Köyü'nün arazisi düzlük ve verimlidir. Artezyen
ve açık kuyularla sulu tarım yapılmaktadır. Beldenin yerleşime
uygun olması ve karayolu üzerinde bulunması kısa zamanda gelişmesine
ve nüfusunun artmasına sebep olmuştur. |
|
|
Pınarbaşı,
adını beldenin merkezindeki pınardan alır. 1999 yılında belediyelik
olmuştur. Pınarbaşılıların "Dam Yeri" mevkisinde
iskan kurarlar. Bu pınarın çevresinde yaz aylarında hayvanları
otlatmaya gelirler. Bir müddet göçebe hayatı yaşarlar. Bu
yerleri kendilerine uygun bulup satın alarak yerleşirler.
İlkokul 1946'da açılmıştır. Elektrik 1971'de getirilmiştir.
Otomatik telefon 1987'de, sağlık evi 1994'te hizmete girmiştir. |
|
|
Beldenin
geçim kaynaklarını, çiftçilik, hayvancılık,mevsimlik tarım
işçiliği, gurbetçilik, doğramacılık ve pazarcılık oluşturur.
Tahıllar, baklagiller, meyve ve sebzeler, tütün, haşhaş, şeker
pancarı, çilek ve kavak yetiştirilir. Beldenin cevizi meşhurdur.
Sebze ve meyve üretimi ileri seviyededir.
Pınarbaşı ve çevresinde fazla tarihi kalıntı yoktur. Beldenin
kuzeydoğusunda Yediağar mevkisinde Deliklikaya'da kaya kiliseleri
mevcuttur. Yine bu bölgede güzel ve sulu mesire yerleri bulunmaktadır.
Güneyindeki Süngerli mevkisinde de eski mezarlara rastlanmıştır. |
|
SELÇİKLER
|
İlçenin
2 kilometre batısında ekonomik ve sosyal yönden gelişmiş,
verimli topraklara sahip, tarihi ve turistik yerleri bulunan
kasabalarından biridir. Doğusu Sivaslı, batısı Azizler Köyü
kuzeybatısı Sazak köyü, güneybatısı Yayalar Kasabası, güneyi
Tatar Kasabası, güneydoğusu Pınarbaşı Kasabası, kuzeydoğusu
Yenierice köyü ile sınırdır.
Arazisi düzlük ve verimlidir. Sulu tarım yapılır. Topraklarından
yaz aylarında kuruyan Cingil Çayı geçmektedir.
Selçikler 1992'de kasaba olmuştur. İlçenin en eski yerleşim
yerlerinden biridir. Frigya Bölgesi'nin önemli şehirlerinden
"Sebaste"nin kalıntıları üzerine kurulmuştur. Burada
kazılar yapan Prof. Nezih Fıratlı ve İstanbul Arkeoloji Müzesi
Asistanı Tülay Ergil, Selçikler hakkında şöyle demektedir:
"Bu topraklara, XII. yüzyılda Anadolu Selçukluları'ndan
bir grup yerleşmiş ve bu yer onların adları ile anılarak,
pek az bir değişiklikle günümüze "Selçikler" olarak
gelmiştir. İşte buraya yerleşen Selçuklular, geldiklerinden
bu yana isimleri gibi kendileri de pek az değişmişler o zamanki
geleneklerini korumuşlardır. Bu kasabadaki düğün alayları,
düğün ile ilgili diğer inançları, kadın kıyafetleri de gerçekten
ilginçtir." |
|
|
Selçikler'in
tarihi çok eskidir. 1966-1978 yıllarında M.E.B. Eski Eserler
ve Müzeler Genel Müdürlüğü tarafından Prof. Dr. Nezih Fıratlı
yönetiminde kazılar yapılmıştır. Bu kazılar sonucu elde edilen
bulgular şöyledir: Sebaste Piskoposluğu'na ait iki kilise,
bir kısmı kilise inşaatı altında kalmış Roma hamamı kalıntıları
bulunmuştur. Kilise VI. yüzyılda yapılmıştır. Makedonya Rönesansı
(Orta Bizans) döneminde X. yüzyılda tamir olmuş ve üzeri kubbelenmiştir.
Bu dönemde İkonastasis yapılmıştır. Kiliselerin çoğu bölümleri
çıkarılmıştır. Ayrıca mezarlar da bulunmuştur. Kiliseler,
mezar ve kalıntıların çevresi duvarla çevrilmiştir. Büyük
kilisenin kazısı sırasında ele geçen bir Bizans sikkesi (altın)
kilisenin aşağı yukarı terk ediliş tarihini vermesi açısından
önemlidir (Mikhael VII. Ducas 1071-1078). Aynı tabakada bulunan
Selçuk kandili ve sikkesi de kiliselerin daha sonra bir süre
Selçuklular tarafından da kullanıldığını kanıtlamaktadır.
Yine 1966-1967 yıllarında yapılan kazılarda Cingil Çayı'nın
güneyinde geniş bir antik mezarlık bulunmuştur. Burada üç
tane de büyük tümülüs vardır. İkisi mezarlığın yanındadır.
Üçüncü tümülüs Yıldıztepe Mahallesi'nin bulunduğu yerdir.
Höyükler prehistoriktir. Yapılan kazı, sondaj ve araştırmalara
göre Eski Tunç ve Kalkolitik dönemlere ait buluntular elde
edilmiştir. Bizans kilisesi XII. yüzyıla kadar önemli bir
piskoposluk merkezidir. Lidya keramiği tespit edilmiştir. |
|
|
Selçikler
toprakları höyük kazıları sonuçlarına göre Eski Tunç ve Kalkolitik
çağlardan itibaren yerleşim yeri olarak kullanılmıştır. Frigya,
Lidya, Roma, Bizans ve Selçuklu devirlerine ait kalıntılar
elde edilmiştir.
Kasaba evlerinin yapısı 1970'li yıllara kadar kerpiç, sonrakiler
betonarmedir.
Selçikler'e ilkokul 1947'de açılmıştır.1991'de ilköğretim
okulu olmuştur. Ayrıca kasabada Kur'an Kursları açılmaktadır.
Selçikler'de elektrik 1970'de, asfalt yol 1975'te, otomatik
telefon 1987'de, futbol sahası 1989'da, B tipi sağlık evi
1993'te hizmete girmiştir.
Kasabanın ekonomik yapısı ve geçim kaynakları şöyledir: Çiftçilik
gelişmiştir. Modern usullerle yapılır. Tahıllar, baklagiller,
sebze ve meyveler, özellikle elma, üzüm ve çilek, haşhaş,
şeker pancarı, anason yetiştirilir. Sebze tarımı ileri düzeydedir.
Büyükbaş ve küçükbaş hayvan besiciliği yapılır. Soğuk demircilik
Selçikler için önemli bir gelir kaynağıdır.
Selçikler'de sportif ve sosyal faaliyetler ileri düzeydedir.
Her yıl Cingil Çayırı'nda ilçe çapında yağlı güreşler düzenlenmektedir.
1985'te gençlerin kurduğu kırmızı lacivertli Selçiklerspor,
çevrede başarılı sonuçlar almaktadır. Futbolda gençler liginde
1985-86 ve 1992-93 sezonlarında il şampiyonu olarak Manisa'daki
bölge müsabakalarına iştirak etmişlerdir. |
|
TATAR
|
Sivaslı'nın
güneybatısında ilçeye 5 kilometre uzaklıkta yer almaktadır.
İlçenin güzel, zengin ve en mamur yerlerinden bir tanesidir.
Doğusu Pınarbaşı Kasabası( 4 km) ve Bulkaz Dağı(5 km), batısı
Yayalar (12 km), kuzeyi Selçikler (3 km), güneyi ise Ağaçbeyli
(6 km) ve Çivri'in Gürpınar (Uşak-Denizli il sınırı) kasabaları
ile çevrilidir.
Tatar, geniş ve düz bir araziye sahiptir. Toprakları verimlidir.
Sulu tarım da yapılabilmektedir. Ekim yapılmayan arazi çok
azdır.
Tatar Kasabası 1971 yılında Tatar ve Dedeballar köylerinin
birleşmesiyle kurulmuş, yapılan sayım sonucu belediye olmaya
hak kazanarak 4 Haziran 1972 tarihinde belediye olmuştur. |
|
|
Tatar'ın
kuruluşu 1400'lü yıllara rastlamaktadır. İlk yerleşenler Savran
adı verilen yörüklerdir. O zamandan kalma Savran kuyusu bulunmaktadır.
Tatar adı o zaman postacılık yapan birinin adından gelmektedir.
1972 yıllarına kadar bir köy olan Dedeballar, ilçenin ilk
Türk yerleşim yerlerindendir.1350-1400 yılları arasında kurulmuştur.
Kurucusu "Dedebali" isminde bir şeyhtir. Kasabanın
adı da bu kişiden gelmektedir.
Tatar'a ilkokul 1926 yılında açılmıştır. O güne kadar Sivaslı
genelindeki dört okuldan biri burada eğitime başlamıştır.
İki yıl eski yazıyla eğitim yapılmış, 1928 harf inkılabıyla
Latin Alfabesi'ne geçilmiştir. Binasını imece usulü kasaba
halkı yapmıştır.1973'te ortaokul açılmış olup, 1990'da da
ilköğretim okuluna dönüştürül-müştür.
Dedeballar'da ilkokul 1955'te açılmış olup, kasaba halkının
okuma-yazma oranı %99'dur. Daha sonra bu okul, Tatar İlköğretim
Okulu ile birleştirilmiş, eğitim-öğretim hizmetlerinin daha
sağlıklı hale getirilmesi ve bütünleşmesi sağlanmıştır. |
|
|
Beldeye
elektrik hizmetleri 1972'de getirilmiştir. İçme suyu şebekesi
1975-80 yıllarında döşenmiştir. Yolu 1981'de asfaltlanmıştır.
Kasabada, kanalizasyon çalışmaları büyük oranda bitirilmiştir.
Futbol sahası ve telefon 1980 yılında hizmete girmiştir. Şehir
içi düzenleme çalışmalarının yüzde 75'i tamamlanmıştır.
Sağlık hizmetleri 1990 yılında hizmete açılan Tatar Sağlık
Ocağı'nda yapılmaktadır.
Kasabanın geçim kaynaklarını gurbetçilik, çiftçilik, hayvancılık,
doğramacılık ve mevsimlik tarım işçiliği oluşturmaktadır.
Gurbetçilik Tatar'ın en önemli özelliklerinden biridir. Avrupa
ile ilgisi olmayan aile yok gibidir. Nüfusun beşte ikisi Avrupa'dadır.
Bunun sonucu olarak kasabada büyük bir gelişme olmuş, binalar
yenilenmiş, tarımda modernleşme olmuş, halk zenginliğe ve
refaha kavuşmuştur.
1965 yılına kadar Tatar'da çiftçilik ve hayvancılık dışında
iki iş sahası vardır: Biri kireç ocakları, diğeri Bulkaz Dağı.
Uşak Denizli il sınırı sayılan kasabanın doğusundaki köprünün
bulunduğu derede ocaklar yapılarak kireç üretilmekteydi. Köy
halkı bu ocaklarda amelelik yapmakta idi. Tatar'ın kireci
çok meşhur ve kaiteliydi.
Kasabada tarım oldukça gelişmiştir. Sulu tarım yapılmaktadır.
Tahıllar, baklagiller, haşhaş, tütün, sebze ve meyveler (özellikle
elma, vişne, kiraz ve üzüm) yetiştirilmektedir.
Kasaba sosyal ve kültürel yönden gelişmiş bir yerdir |
|
YAYALAR
|
Yayalar,
Sivaslı İlçesi'nin batısında yer alır. Doğusu Selçikler ve
Tatar kasabaları, batısı Budaklar Köyü, kuzeyi Azizler Köyü,
güneyi Ağaçbeyli Kasabası ve Karahallı'nın Çoğuplu Köyü ile
çevrilidir. İlçeye 12 kilometre uzaklıktadır.
Beldenin, arazisi engebelidir. En verimli topraklar derelerdedir.
Karagür, Ark Deresi ve Çeşme Deresi'nde sulu tarım yapılır.
Bu yöreler ayrıca mesire yeri olarak da değerlendirilmektedir.
Yayalar, 1991'de kasaba olmuştur. Adını kurucusu Yahya adındaki
bir şahıstan almıştır. Yahyalar, halk arasında zamanla Yayalar
olmuştur. Köyün ilk yerleşim yeri Ulu Cami çevresidir.
Yayalar'da ilkokul 1949'da açılmıştır. 1985'te ortaokul açılmış
olup, 1992'de ilköğretim okulu haline dönüştürülmüştür. |
|
|
Yayalar'a
elektrik 1973 yılında bağlanmıştır. Futbol sahası 1973 Haziran
ayında yapılmıştır. Su şebekesi 1985'te inşa edilmiştir. 1992
yılında belediye kurulmuştur. Yine aynı yıl telefon bağlanmış
ve yolları asfaltlanmıştır. 1993'te de kanalizasyon ve sağlık
evi hizmete girmiştir.
Yayalar halkı çok çalışkan ve girişimci ruhludur. Birinin
yaptığı işi diğerleri de devam ettirir. Boş ve kazançsız zamanları
çok az olur. Çevrede en çok imam yetiştirmiş kasabadır.
Kasabanın geçim kaynaklarını çiftçilik, ticaret, dokumacılık
ve mevsimlik işçilik oluşturur. Arpa, buğday, mısır, fasulye,
nohut, tütün, nohut, ceviz, üzüm, kavak yetiştiriciliği ile
büyükbaş ve küçükbaş hayvan besiciliği yapılır. Ticarette
daha çok manavlık ve pazarcılıkla uğraşılır. Mevsimine göre
Ege illerine tarım işçiliğine gidilir.
Gençlerin kurduğu Yayalarspor Kulübü 1989'dan beri amatör
kümede futbol branşında mücadele etmektedir. Renkleri yeşil-beyazdır. |
|
|
| Kasaba
sınırları içinde, güneydoğusundaki Kocamezar ve doğusundaki
Çeşmebaşı mevkilerinde Roma mezarlarına rastlanılmıştır. Koyunbozlu
mevkisinde eski yerleşim kalıntıları tespit edilmiştir. Ayrıca
derelerde eski mezar ve kalıntılara rastlanmıştır. Bu bölgelerin
Hititler zamanında mesken edildiği bilinmektedir. Kasabada,
Dedecik mevkisinde, savaşlarda şehit olmuş bir kişiye ait
yatır mevcuttur. |
|
|